19 Ocak 2018 Cuma

Bir 'Merhaba'nızı Alırım | Geri Döndüm!

Blogu açıp 'Yeni Yayın' demeyeli öyle uzun zaman oldu ki!
Blogu açıp yeni yazılarınızı okumayalı da öyle öyle uzun zaman oldu ki!

Çok şey birikti zaman içinde. Okuduğum kitapları (sınırlı sayıda da olsa), izlediğim filmleri hiç yazamadım buralara. Çünkü yüksek lisans+iş biraz zor geldi. Yüksek lisans için durmadan makale okuyup, araştırmalar yapıp, yeni makaleler yazmak... aynı anda sabah erkenden kalkıp işe gitmek... Alışmaya çalıştığım uzunca bir dönem oldu.
Ama alıştım. Hem çalışmaya, hem araştırmaya, hem de Bursa'ya.

Geçen hafta -4 aydan sonra- ailemin yanına, Adana'ya, gittim. 8 gün tatil yaptım geldim. Öyle çok özlemiştim ki ailemi, evimi...

Şimdi Bursa'dayım yine. Bu hafta çalışacağım ve sonra iş, tatil... O zaman da yüksek lisans için yeni dönem başlayacak. Şimdilik bu günlerimi değerlendireceğim.

Buralarda olmadığım 3 ay içinde 'Şeker Portakalı ve Bülbülü Öldürmek' kitaplarını okudum.
Şeker Portakalı okuduğum en etkileyici kitaplar listesinde yerini aldı. Metroda işe gidip gelirken okuyordum ve öyle duygu yüklü bir kitap ki, ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Muhtemelen çoğunuz okumuşsunuzdur ama henüz okuyanlarınız yoksa siz de benim gibi okumak için geç kalmayın. Hemen şimdi alın elinize ve okuyun. Acı dolu bir yaşantıya sahip bir çocuğun gözünden görün dünyayı...

Bülbülü Öldürmek ise çalıştığım kurum tarafından doğum günümde hediye edildi ve hakkında çok şey duyduğum kitaplardan biriydi. Bana en ilginç gelen şey yazarın tek kitabı olması ve bu kitapla Pulitzer ödülünü almış olmasıydı. Tek kitapla böyle büyük bir başarı yakalamış olmak, ilginç... Romanı mutlaka duymuşsunuzdur. Irkçılıkla alakalı bir kitap. Her anını heyecanla okuduğum ve sonunu merak ettiğim kitaplardandı. Bitirince bir eksiklik hissettiğimi de söylemeliyim...

Şimdilik bu kadar. Bundan sonra inşallah birlikteyiz. Çok özlemişim sizi, yazmayı ve okumayı...

9 Aralık 2017 Cumartesi

Boşlukları Doldurmak Adına | Benim Yazılarım

Mümkün mü savrulup gitmek, rüzgarla birlikte?
Almaz mı beni de yanına, dışarıdaki fırtına?

Diyerek başladım yazıma...
Haftalardır yazmıyorum. Yazamıyorum. Yazmaya zaman bulamıyorum. Ve bu duruma öyle çok üzülüyorum ki...
Bitecek ama bu günler, yine doya doya yazabildiğim günler gelecek, yakında...
Oysa o kadar çok şey vardı ki yazılabilecek bunca geçen zamanda.
Kandırılmalar...
Aldatılmalar...
Yalnızlıklar...
Cana can katan insanlar...
Ansızın gelen küçük mutluluklar...
Yeni hayatlar...
Telafi edilemeyecek hatalar...
Umutsuzluğu, umuda çeviren nadide insanlar...
Mücadele...
Yol...
Zaman...

Ne çok şey var geçip giden, biz fark etmeden...

Bursa'ya yerleşeli 3 ay oldu. Geçmek bilmeyen ilk aydan sonra geçen o iki ay, yetmedi bana. Yetmiyor hala da...


26 Ekim 2017 Perşembe

Ruhumuzu Dinlendirelim 2 | Müzik

Sizce de en çok ruhumuz yorulmuyor mu?

Haydi, biraz dinlendirelim ruhumuzu...

MFÖ - Aşkın Kenarından


Ezgi'nin Günlüğü - Eksik Bir Şey



Hüsnü Arkan & Cem Adrian - Gönül Yarası 



Deniz Tekin - Benim Aşık Olmam Gerek

24 Ekim 2017 Salı

Birbirinden Farklı 2 Film Önerisi | Filmler

"İyi bir filmin kusurları olması gerekir. Hayat gibi, insanlar gibi."
*Federico Fellini


Merhabalar herkese.
Geçtiğimiz iki hafta içinde üç film izledim. Fakat bunlardan iki tanesini sizlerle paylaşacağım.

İlk filmimiz: Taare Zameen Par
Yani: Her Çocuk Özeldir

Birçok kişiden bu filmi izlemem gerektiğine dair yorum almıştım. Üniversitedeyken ders kapsamında birkaç sahnesini de izlemişliğim vardı. Fakat baştan sona açıp hiç izlememiştim. Ki iki hafta önce iş arkadaşımın tekrar önerisi üzerine filmi açıp izledim. Hakkında çok bir şey yazmayacağım çünkü birçoğunuz izlediniz, ya da biliyorsunuz. :)
Her eğitimcinin, ya da her bireyin izlemesi gereken bir film. Disleksi'ye karşı bakış açınızı geliştiriyor, insanlara nasıl faydalı olabileceğimizi gösteriyor ve herkesin mutlaka yapabileceği bir şeylerin olduğunu ispat ediyor. Bu arada disleksi 'okuma, yazma ve konuşmada yaşanan bir sorun'.




Diğer filmimiz ise: The Girl on the Train
Yani: Trendeki Kız
Bu filmin aslında kitabı varmış. Kitabını görmüştüm fakat henüz okumadım. Filmde yolları kesişen, psikolojik açıdan sıkıntıları olan iki kişinin hayatlarından bir şeyler anlatıyor. Filmin en çok beğendiğim ve kafamı kurcalayan yönü, daha doğrusu beni çeken yönü; bir sahneyi flashback olarak gösterip, zihinde neler oluyor sorusunu uyandırıp, sonrasında durumu hiç beklemediğiniz bir şekilde açıklıyor olması. Tüm filmi büyük bir heyecanla izledim ve sonunda yok artık diyerek kaldım yine.
Ayrıca bana bir noktada ilham oldu bu film. Psikolojik ve dram filmi olan Trendeki Kız'ı da izlemenizi tavsiye ederim.

Not: Yüksek lisansın zor ve yoğun olacağını tahmin ediyordum, ama bu kadarını değil. Kafamın doluluğundan çok fazla burayla ilgilenemiyorum. Affedin!

Görüşmek üzere...

18 Ekim 2017 Çarşamba

İyi Ki’lerime Teşekkür 💕 | Benim Yazılarım

Selam sevgili blog ailem.
Üstüste Gezdim Gördüm yazısı yazdığımın hiç farkında değildim. Nasıl farketmedim bilmiyorum diyeceğim ama demiyorum. Çünkü o kadar dalgınım ki bu aralar. Hatta kısaca bugünümden bahsedeyim sizlere. Sabah 7de alarmım çaldı ve neden 7de uyandığımı sorguladım. 7.35te kalkan servise binmem gerekirken, saat 7.38de servise binmem gerektiğini hatırladım, ki o ana kadar neden 7de uyandım ben diye sorup durdum kendime. Tabii burada bitmiyor dalgınlığım. Yoldayken kahvaltı yapmadığımı hatırladım ve poğaça alayım diye cüzdandan para çıkarayım dedim. O sırada farkettim ki cüzdanımı yanıma almadan çıkmışım. İlk defa böyle bir şey yaptım, cüzdanım olmadan dışarı çıktım. Ve yanımda yol param dahi yoktu. Neyse ki banka kartı olmadan para çekme diye bir şey varmış da öyle para çekebildim. 😂
Evet sabahım böyle başladı. Günüm durgun geçti çünkü annemi özlediğimi hissediyorum bu aralar. Bir de yanımda olmasını en çok istediğim kişilerin benden çok uzaklarda olduğuna üzülüyorum.
Ama artık yalnız hissetmiyorum kendimi. Buradan da teşekkür etmek istediğim biri var. İş arkadaşım Asfiyanur. Enerjisi ile beni bugün hayata döndürdü. Öyle güzel hissettirdi ki bana kendimi. 💕
Bugünün güzelliklerinden biri de canım Elif”imin böyle bir günde elime ulaşan mektubu, sözleri, hediyeleri. Öyle iyi geldi ki yazdıkları bana. Bir de kahve çekirdekli çikolataları 😍
Bir teşekkür de sevgili komşum Gamze’ye. Buradaki en birinci arkadaşım. Hadi gel Starbucks’a gidelim diyorum, hiç kırmıyor beni. Ve her gün birbirimizi görüp günümüzün nasıl geçtiğini anlatıyoruz. 😌
Veee son olarak iki teşekkür daha. Manevi kardeşlerim Büşra ve Gizem. Her şekilde yanımda olduklarını sonuna kadar hissettikleri için, her zaman beni destekleyip, beni kendime getirdikleri için..

Hepiniz iyi ki varsınız. Hepiniz en güzel iyi ki’lerimsiniz. 💕

17 Ekim 2017 Salı

Buram Buram Geçmiş Kokusu *Cumalıkızık | Gezdim Gördüm

Merhabalar herkese. Bu kadar yoğun bir programımın içinde pazartesi iptal olan derslerimin boşluğunu fırsat bilerek Bursa'da görmek istediğim yerlerin başında gelen Cumalıkızık'a gittim dün.
O kadar çok duymuş, o kadar çok fotoğrafını görmüştüm ki Cumalıkızık'ın, gitmesem bir şeyler eksik kalacaktı.
Cumalıkızık UNESCO tarafından koruma altına alınan ve 1300lü yıllardan günümüze kadar en iyi korunmuş olan eski Kızık köylerinden birisi.
Bir de bir zamanların dizisi Kınalı Kar bu köyde çekilmiş. :)

Cumalıkızık'ta yaklaşık 270 tane ev var. Evler genelde 2 katlı ve renk renk boyalı. Mor, mavi evler ağırlıkta. Hatta bir tane de tupturuncu bir ev gördüm. :D Aynı zamanda yürüyerek tüm köyü baştan sona bir saat içinde dolaşabiliyorsunuz. O eski tarih kokan sokaklarda kaybolmak imkansız. Çünkü her yol ana yola çıkıyor. :)

Etrafta çok fazla kahvaltı yapılacak yer var. Zaten Bursa'lıların haftasonu kahvaltısı için en çok tercih ettikleri yerlerden birisi Cumalıkızık. Gidip gezilecek birkaç tane konağı, Küpeli Ev'i ve bir müzesi var. Fakat ben henüz onların içlerini gezmedim. Bir sonraki gidişimde mutlaka gezeceğim. Ayrıca etrafta hediyelik eşyaların da satıldığı tezgahlar bulunuyor.
Not: Cin aralığı denilen o araya giremedim. Çünkü tadilat vardı. Neden tüm tadilatlar beni buluyor henüz anlamış değilim. :( Bu arada Cin aralığı denilmesinin nedeni de Kurtuluş Savaşı döneminde düşmandan kaçan askerlerin o aralığa girince yok olduklarına dair bir rivayet varmış. Ondanmış. :)

Şimdi sizleri çektiğim fotoğraflarla bırakıyorum.
Not: Fotoğraf makinem olsaydı her şey çok daha güzel olurdu. :D
















2 Ekim 2017 Pazartesi

Güzel İnsanlar ve Hoş Bir Mekân | Gezdim Gördüm

Mekânları anlamlandıran insanlar vardır, insanları bağlayan güzel anlar da...

Bursa'ya geldiğimden beri çok farklı bir psikoloji içindeydim. Bunu neredeyse şu sıralar her yazımda dile getirdim ama artık çok çok iyiyim. Özellikle de son birkaç gündür, çook daha iyiyim. Bana iyi gelen insanlar var artık çevremde. :)

Çalıştığım eğitim kurumundaki sevgili hocalarımın bugün sabah için kahvaltı planları vardı. Davet etmişlerdi beni ama yüksek lisans derslerim olduğu için gidemeyecektim. İnanılmaz üzüldüm bu duruma. Ama sonra hocalarımın ısrarlarına dayanamadım ve sabah dersini ekip kahvaltıya gittim. İyi ki gitmişim! Öyle iyi geldi ki farklı bir şeyler yapmak... Hem de böylesine güzel insanlarla... Çalıştığımız kurumda 'hepimiz bir aileyiz' diyorlardı. Evet gerçekten öyleymiş. Bunu çok güzel hissettim. Tüm öğretmen arkadaşlarıma buradan sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Biliyorum okuyacaksınız bunu. :) İyi ki birlikte çalışıyoruz. :)

Evet şimdi gelelim bu güzel insanlarla, güzel zaman geçirdiğimiz bu harika mekâna... Bursa Dobruca Köyü diye geçen bir civarda Dere Bahçe isimli bir restorana gittik. Tamamen doğayla iç içe olabildiğiniz bir yer burası. Restoranın ortasından küçücük bir dere akıyor, su şırıltısı ve kuş sesleri sizlerin sohbetine eşlik ediyor. Ayrıca havası o kadar serin ki!
Sizler için birkaç fotoğraf çektim. Onları da buraya bırakıyorum. :)
Eğer bir gün yolunuz bu taraflara düşerse bir kahvaltıya gidin derim. :)
Görüşmek üzere...