29 Mayıs 2016 Pazar

KAFKAOKUR | Dergi İnceleme

Hepinize merhabalar arkadaşlar.

Nasılsınız bugün? Ben biraz hastayım. Şu sıcak havalarda bile hasta olmayı başarabildiğim için kendimi tebrik ediyorum. Tabii benim ki bir klasik, final haftası geliyor, finaller beraberinde stres ve hastalık getiriyor. Aslında çok da abartılacak finallerim yok, bir tanecik. Neyse bende durumlar böyle.

Bugün sizlere bir dergiden bahsedeceğim. Eğer siz de benim gibi edebiyata düşkünseniz, elbette bu dergiyi biliyorsunuzdur. ‘KAFKAOKUR’


İki ayda bir yayınlanan fikir, sanat ve edebiyat dergisi Kafka Okur. Adını modernizm akımının temsilcilerinden biri olan Franz Kafka’dan alıyor. Bunu tahmin etmek zor olmasa gerek. 

İlk zamanlarında internet ortamında sadece bir blog olarak yayınlanıyordu. Daha sonra deyim yerindeyse kanlı canlı bir dergi olarak karşımıza çıktı Kafka Okur. Derginin kapağında her sayıda farklı bir edebiyatçı/sanatçıya yer veriliyor. İçeriğinde ise öykü, deneme, röportaj, felsefi konular ve aforizmalar gibi farklı türler yer almakta. Kolektif bir çalışmanın eseri Kafka Okur. Sadece yazılarıyla değil, farklı fotoğraf ve resimleriyle de dikkat çekiyor. Ayrıca sizler de yazılarınızı, resimlerinizi yollayabiliyorsunuz bu dergiye. Hatta her sayısında ‘instagram’da kafkaokur hashtagi ile paylaşılan bazı fotoğraflar da yayınlanıyor. Siz de paylaşırsanız belki bir gün sizin de fotoğrafınız dergide yayınlanır. Olmaz demeyin. 



Ben bu dergiyi ilk sayısından itibaren alamadım açıkçası. İlk dört sayı bende yok. Bir ara eski sayılarını da almayı düşünüyorum elbette.

Son söz olarak, alın yanınıza kahvenizi, çayınızı. Oturun bir sandalyeye. Elinize de alın Kafka Okur’u ve başlayın o güzel yazıları okumaya, o ilgi çekici resimleri, fotoğrafları incelemeye.

Bol okumalar, aydınlık günler. 

instagram: nrmnpnr

27 Mayıs 2016 Cuma

Milena'ya Mektuplar - Kafka

Merhaba arkadaşlar.

Nasılsınız? Her şey yolundadır umarım.
Bugün sizlerle çok sevdiğim bir kitap ve bir müzikten bahsedeceğim. Önceden de söylediğim gibi kitap okumayı gerçekten çok seviyorum ve okumanın en güzel terapilerden biri olduğunu düşünüyorum.


Bahsetmek istediğim kitap Franz Kafka'nın Milena'ya Mektuplar adlı kitabı. Karşılıklı korkular içinde yaşanan bir aşka dair mektuplar... Okurken bazen sıkılıyor insan, anlam vermekte güçlük çekiyor arada sırada. Ama Kafka ve Milena arasındaki o korkulu aşkı görünce anlıyoruz neler çektiklerini, nasıl zaman geçirdikleri, ilişkilerini nasıl zor şartlar altında yaşamaya çalıştıklarını...

Kitapta Kafka'nın Milena için yazdığı mektuplar var. Bu mektupları yazmak ilk başlarda Kafka için hayatın anlamı ve en önemli anları haline gelir. Hatta o kadar ki bazı günlerde birden fazla mektup yazar, bir nevi Milena ile dertleşir, onu hep yanında hissetmek ister.
Kitapta ek olarak Milena'nın Max Brod'a yazdığı mektuplar var. Max Brod, Franz Kafka'nın yakın arkadaşıdır.

Mektupların kitap haline getirilmesi hakkında kısa bir şeyler söylemek gerekirse de,Milena Kafka'nın kendisine gönderdiği mektupları yıllarca saklamıştır. 2. Dünya Savaşı sırasında mektupların başına bir şey gelmesin diye Milena mektupları Kafka'nın bir arkadaşı olan Willy Haas'a emanet eder, geri almak şartı ile. Fakat Milena 1944'e hayatını kaybeder ve Haas ise savaş sırasında Almanya'yı terkederken mektupları akrabalarına bırakır. Savaş bittikten sonra da gelir ve mektupları alır. Eğer Milena ve Kafka yaşasaydı mektuplarının yayınlanmasında herhangi bir sakınca görmezlerdi diye düşünerekten 1952 yılında mektupları kitap olarak yayınlar. Bu arada Milena'nın Kafka'ya yazdığı mektuplar, Milena'nın kendi isteği ile ortadan kaldırılmıştır.

Mektuplarda bazı yerler silinmiş ya da bazı isimler çıkarılmıştır. Bunun nedeni, Milena'nın mektuplardaki o bölümleri savaş sırasında Haas'a verirken mürekkeple silmiş olmasıdır.

'Yanımda yürüyordun, bir düşünsene, yanımdaydın!' -Milena'ya Mektuplar-Franz Kafka

Kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Okumanızı tavsiye ederim. Kitabı okurken arkada dinlendirici, hoş bir müzik olsun da istiyorsanız Can Atilla - Mara  Despina'yı dinlemenizi öneririm. 'Mara Despina' bazı kayıtlara göre Fatih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman olmadan önceki adıdır. Linkini de buraya bırakıyorum sizin için. :)
https://www.youtube.com/watch?v=fWbwKT02XZU

Lila'nın Dünyasından Merhaba

Lila’nın gizli dünyasından merhaba.

Uzun zamandır bir blog yazmayı düşünüyordum. Son zamanlarda kendime ayırabileceğim vaktimin artmasıyla artık zamanın geldiğini düşündüm ve ilk adımı bugün sizlere bunu yazarak attım. Blogger’da henüz yeni olduğum için zamanla birbirimize alışabiliriz diye ümit ediyorum.
Kısaca kendimden ve bu blogda neler bulabileceğinizden söz etmek istiyorum. 22 yaşındayım. İngilizce öğretmenliği 4. Sınıf öğrencisiyim. İngilizce’yi hiçbir zaman bir ders olarak görmedim. Benim için hep bir hobi olmuştur dil öğrenmek. Kitap, dergi ve şiir okumayı çok severim. Son bir yıldır genelde tarihi romanlar okuyorum. Bir şeyler okumanın verdiği zevki veren çok fazla bir şeyin olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca fotoğraf çekmeyi, resim çizmeyi, bir şeyler karalamayı, kendin yap (diy) tarzı şeylerle uğraşmayı da çok seviyorum. İnsanın böyle çeşitli şeylerle ilgilenip vakit geçirmesi bence en güzel terapilerden biri. İşte bu kadar sevdiğim şey olduğu için bu blogda da bu tarz şeyler bulabilirsiniz. Kitap, dergi, şiir, fotoğraf ve fotoğraf teknikleri, resimler, belki bazen yazdığım ufak tefek dizeler, bazen müzik, bazen de yüreğimize hafiften dokunacak bir söz…
Eğer siz de bana yardımcı olursanız, belki ilerde kocaman bir aile olur ve Lila’nın bu güncesini hep birlikte doldururuz.

Aydınlık ve huzur dolu güzel günler…

İnsan tanıdıkça, uzaklaşıyor insanlardan. Kitapları, yağmuru, çayı ve şiirleri neden bu kadar çok seviyorsunuz diyorlar. İnsanları iyi tanıyoruz, ondandır diyoruz... -H. A. Öztekin

instagram: nrmnpnr