1 Haziran 2016 Çarşamba

Yalnızlık Üzerine

Hepinize merhaba arkadaşlar.
Bugün sizlere bir kitap ya da bir dergiden bahsetmeyeceğim. Yalnızlıktan bahsedeceğim. Daha doğrusu sizlerle yalnızlık hakkında yazdığım bir denememi paylaşacağım. Elbette hepimizin, yalnız olmasak bile, yalnız hissettiğimiz anları vardır. Ama yalnızlık nedir? İşte insanın yalnızlığı aslında nerede başlar, nasıl başlar ve nasıl biter? Bunları bir düşünmek gerek.

Umarım sıkılmadan okur ve beğenirsiniz. İyi okumalar. :)


YALNIZLIK ÜZERİNE

Yalnızlık… Ne soğuk bir kavramdır yalnızlık. Bize hayattan bunaldığımız anlarda o soğuk ellerini uzatır. İlk başta cazip gelir o eller. İçimizi ferahlatır soğukluğuyla. Ya sonra… Yalnızlığa sığındıkça buz tutar vücudumuz yalnızlığın soğukluğunda. Bu defa da içimizi ısıtmak için sıcak bir gülümseme ararız başkalarının bakışlarında.

            Aslında yalnızlık bizim onu nasıl yaşadığımıza bağlıdır. Bazen huzurdur, bazen de hüzün... Bazen korkudur, korkularımızdır, kaçtıklarımızdır. Bazen de kendimizi aramaktır hayatımız boyunca. Yalnızlıktır bize bilmediklerimizi öğreten, diğer insanlara nasıl muhtaç olduğumuzu gösteren. Evet, elbette başkalarına ihtiyacımız var. Çünkü yaşamımızı değerli kılan onu başkalarıyla paylaşabilmemiz değil midir?

            Yalnız kalmak istemeyiz çoğunlukla, çünkü yalnızlık rahatsız eder bizleri. Çünkü bize kendimizi yarım hissettirir yalnızlık. Ne mutluluğumuz tam olur ne de hüznümüz… Yalnızken paylaşamayız hiçbir şeyi. O zaman da anlamı kalmaz mutluluğun, hüznün, sevginin…

            Evet, bazen de kendi kendimizi bırakırız yalnızlığa. Yenik düşeriz bazen. Belki bu başkalarına kızdığımız içindir, belki de başkalarından kaçtığımız için… Böyle zamanlarda çok cazip gelir yalnızlık, tek çıkış yolu olarak görürüz onu… Ne kadar sevmesek de tek sığınağımızdır o…

Yalnızlık belki de bir çöle benzer. O uçsuz bucaksız kumlar, bizim için hiç bir şey ifade etmeyen ve bizim de onlar için bir şey ifade etmediğimiz insanlardır. Ancak o çölde bir yerlerde yeşil bir vaha vardır ve o vaha yalnızlığımıza son verecektir. Tabii ki o vahayı bulmak için önce o çölü aşmamız gerekir, çünkü vahayı anlamlı kılan çöldür.

Yalnızlık aslında en büyük acıyı, aynaya her baktığımızda artık kendi yüzümüzden başka bir yüz göremeyeceğimizi bildiğimizde, en çok sevdiğimizin artık olmadığını bile bile yaşamak zorunda kaldığımızda verir bize. Çünkü yalnızlık mutlu olduğumuzda gözlerimizdeki ışığın yansımasını bir başka insanın da gözlerinde göremememizdir. Çünkü yalnızlık hüznümüzü sadece kendimizle paylaşabilmemizdir. 

2 yorum:

  1. Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak.Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz.Sokağa fırlayacaksınız.Sokaklar da dar gelecek,tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi.Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü.Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz.Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan;
    ”Önemli olan sağlık.”
    ”Yaşamak güzel.”
    ”Boşver, her şey unutulur.”
    Siz hiçbirini duymayacaksınız.Yalnız kalmak isteyeceksiniz.
    Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak.
    İkisi de yetmeyecek,düşüneceksiniz...
    Emeğine , kalemine sağlık Nermin... Yalnızlık üzerine denemeni keyifle okudum , bende bir şeyler yazmaya çalıştım ... Başarılı günlerin olsun,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin de kalemine saglik, cok tesekkur ederim guzel yorumlarin ve katkilarin icin.

      Sil