26 Ağustos 2016 Cuma

İnsanın Varoluşuna Farklı Bir Bakış -Düşüş/Albert Camus

Yaşam benim için gittikçe zorlaşıyordu; beden keyifsiz oldumu, yürek de ölgünleşir… Bana öyle geliyordu ki, hiç öğrenmemiş olduğum, ama yine de çok iyi bildiğim bir şeyi, yani yaşamayı unutuyordum…
Albert Camus - Düşüş

Merhaba. Bugün çok farklı bir kitapla karşınızdayım. Nobel Edebiyat Ödüllü Albert Camus'nun Düşüş adlı eserinden bahsedeceğim. 
Orjinal adıyla La Chute Camus'nun 1956 yılında yayımlanan kitabıdır. Kitap; insanın varoluşuna dair farklı bir bakış açısıyla yazılmıştır. Bu eserin nasıl yazdıldığını anlayabilmemiz için Camus'nun savunduğu felsefi akımı (Varoluşçuluk) ve ortaya koyduğu Absürtlük kavramını araştırıp öğrenmemiz gerekiyor.
Ben bu kitabı bir derste sunumunu yapmak için okumuştum. Hangi kitabı okuyacağıma karar veremeyip, sırf Amsterdam'da geçtiği için Düşüş'ü seçmiştim. Seçtiğime pişman olmadım ama anlayıp, sindirebilmem için kitabı iki defa okumuştum. Felsefi akımlara ilginiz varsa ve bu tarz kitapları seviyorsanız Düşüş'ü de mutlaka seversiniz.
Kısaca kitabın konusundan da bahsedelim. Düşüş; Clemence adında bir avukatın Amsterdam'da bir barda kendi geçmişiyle hesaplaşmasıyla başlıyor. Sanki karşısında biri varmış gibi anlatıyor Clemence, ama kitabı okudukça gerçekten karşısında biri var mı yok mu anlayamıyorsunuz ve ikinci bir kişiye dair hiçbir bilgi verilmiyor. Yani kitap bir monolog aslında. Kitabın ana konusunu Clemence'in kendisiyle ve temsil ettiği modern insanla hesaplaşması. Camus Clemence'in ağzından toplumu eleştiriyor. 
Eser tamamen yargılamalardan oluşuyor diyebilirim. İnsanı, insanın varoluşunu, toplumdaki yerini ve toplumu eleştiren ve yargılayan bir bakış açısı var kitapta. 
Son olarak sunumunda da özellikle bahsettiğim ve kitapta en çok ilgimi çeken şeylerden birini paylaşacağım sizinle. Kitapta yüksek sınıflı bir Paris toplumundan olan Clemence'in, Amsterdam'ın karanlık ve kasvetli yeraltı dünyasına düşüşü anlatılmaktadır. Camus, Düşüş adlı bu eserinde Amsterdam'ı tek merkezli kanallarından dolayı Dante'nin Cehennem tasvirine benzetir. Cehennemin son halkasının, Amsterdam'ın merkezinde Red-Light District'te bir bar olan Mexico-City'ye tekabül ettiğini düşünür. Ki kendisi de her gece bu bara gitmektedir. Yani kendisini cehennemin merkezinde hissetmektedir.



4 yorum:

  1. okuma listeme aldım bu ilginç kitabı... paylaşım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduktan sonra da düşüncelerinizi almak isterim. Ben teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. Blogunuz değişik bir şekilde çok hoşuma gitti :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Begendiginize sevindim. Tesekkur ederim. :)

      Sil