17 Temmuz 2017 Pazartesi

#dogamızdavar | Mim

Merhabalar herkese. :)
Uzun bir süredir mim yazısı yazmıyordum. Sevgili Ece Evren bir mim başlatmış ve birçok blogger arkadaşımız bu mimi yapmış. E ben de yapayım dedim. Ece ablanın cevaplarına ulaşmak için buraya tık tık. :)
Federal Coffee Company - Cold Brew 

Şimdi geçelim sorularımıza ve cevaplarımıza. :)

1- Hayatınızda olmalarına izin vermek için, kişilerde hangi özellikleri ararsınız?
- Dürüstlük, samimiyet ve anlayış. Hı bir de kıskanç olmama. Hayatımda olacak kişinin bana karşı dürüst olmasına çok önem veriyorum. İnsanların ufacık bir yalanları bile hayatımdaki yerlerini büyük ölçüde sarsıyor çünkü. Samimiyet ve anlayış da en önemlilerinden, çünkü samimiyet yoksa hayatımda ne işi var ki birilerinin! Şu kıskançlık olayı da, çok çektim bu konudan da o yüzden mümkünse kıskanç olmayan insanları istiyorum hayatımda. :)

2-Ben ilk bakışta, ya da bir iki görüşte anlarım nasıl bir insan olduğunu diyenleriniz var mı? Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
- Bir insanı ilk görüşte tanıdığımızı söylersek, bir ön yargı yapmış oluyoruz. Burada kısa bir anımı anlatmak istiyorum. Üniversiteye ilk başladığım yıl danışman hocamın yanına dört kişi gitmiştik. İçlerinden biri için 'bu kız iyi birine benziyor bununla iyi arkadaş olurum', diğeri için ise 'asla arkadaşlık yapabileceğim biri değil' demiştim. Ama tamamen ön yargı ileydi. Sonra ne mi oldu? O arkadaş olabileceğimi düşündüğüm kişi ile hazırlık bittikten sonra geri kalan 4 yılımda neredeyse hiç konuşmadım. O diğeri ile 5 yıl aynı odada, aynı sınıftaydım. Ve kendisi üniversiteden bana kalan en değerli insanlardan biri. Canım Gizem! :) Yani diyorum ki, bir insanı ilk görüşte tanıyamayız!

3-Birini sevmeniz için (sevgili, dost, arkadaş, hepsi) size sıcak davranması şart mıdır?
- Evet, ilk soruda da dediğim gibi samimiyet şart! Samimi olmayan, sıcak davranmayan bir insanla nasıl bir ilişki kurabiliriz ki!? Şahsen ben yapamam! Suratı asık insanlardan bile çok haz etmem. Negatif enerji değil, pozitif enerji yaymalı bir insan!

4-Birine iyi bir insan dediğinizde, hangi yönleri bu tespitinizde ağır basar?
- İyi bir insan kavramı geniş ve tanımlaması zor bir kavram. Şöyle bir düşünürsem, kime iyi insan diyorum diye, niyeti, düşüncesi ve anlayışı iyi olanlara iyi diyorum. 


5-Dokunmak nedir sizce? İki manasıyla da rica etsem…

Dokunmak... Ruha dokunmak; sözlerle, bakışlarla, tınıyla ruha dokunmak... Tanımlanamayacak kadar derin...

6-Fedakâr mısınız?
- Herkese ve her şeye, her zaman değil. Gerektiği kişilere, gerektiği konularda fedakar olduğumu düşünüyorum. Eskiden çok daha fedakardım. Ama kendimden ne kadar verdiysem, o kadar kaybettim! 


7-Birinin size iyiliği dokunsa minnet duygunuz sürer mi, o iyilik herhangi bir terslikte referans olur mu? Yoksa ?

- İyiliği dokunana minnet duygum çoğu zaman vardır. Ufak tefek tersliklerde güzel anıları ön plana alan bir insanım. Tek bir terslikte tüm iyi şeyleri asla silmem. Ama affedilemeyecek tarzda hata ya da durum varsa, o zaman yapılan iyilik kefede hafif kalan kısım olabiliyor.


8-Sevgiyi bir iki cümleyle anlatabilir misiniz?

- Sevgi buraya bir iki cümle yazılıp anlatılabilecek kadar küçük bir şey değil ki!


Evet cevaplarım bu kadardı. Umarım beğenirsiniz cevaplarımı. Yapmayan arkadaşlarım varsa buradan sizi mimliyorum! :) 
Görüşmek üzere!


15 Temmuz 2017 Cumartesi

Kısa Bir Yeşil Bursa Yazısı | Gezdim Gördüm

Merhabalar herkesee! Hazır kafam rahatlamışken hemen size yazayım dedim, çünkü benden bir Bursa yazısı beklediğinizi biliyorum. :)

Öncelikle Bursa'ya gitme nedenim tatil değildi. Bunu açıklamak istedim. Uludağ Üniversitesi'nde yüksek lisans yapmak istiyordum, başvurdum ve mülakata çağrıldım. O yüzden apar topar Bursa'ya gittim. Mülakat sonuçları açıklansın, ona göre Adana'ya döneyim derken Enstitüde çıkan bir yanlışlıktan dolayı sonuçların geç açıklanacağını öğrenince hemen bilet alıp Adana'ya döndüm. Lakin o gece yoldayken sonuçlar açıklandı ve kabul edildiğimi öğrendim. Bu yüzden eve döndükten 5 gün sonra tekrar Bursa'ya gittim. Uludağ Üniversitesi'ne kaydımı yaptırdım ve gönül rahatlığıyla evime geldim.
Ha bu arada 4 gün sonra Trabzon'a gidiyorum. :)

Bursa'da iken merkezde gezme imkanım oldu. Orhan Gazi ve Osman Gazi Türbelerine, Ulu Camii'ye, Koza Han'a, Tophane Saat Kulesi'ne gittim. Bunun dışında ismini bilmediğim bazı tarihi yerleri de gezdim. Bir de İnegöl'e gittim. Zaten artık en az 2 yıl Bursa'da olacağım için çok fazla gezmedim. Mesela Cumalıkızık'a gitmeyi çok çok istiyordum ama bunu sonraya erteledim. Koza Han'a da sevgili Tuğçeciğimin önerisi üzerine gittim, ve inanılmaz beğendim. Buradan kocaman teşekkürlerimi iletiyorum kendisine.

Bu arada Bursa benim daha önce görmediğim ama görmeden çok çok sevdiğim bir şehirdi. Tarihi ile, kültürü ile beni çekmişti. Hep Bursa'yı görmek, orada yaşamak istiyordum. Zaten otobüsten inip Üniversiteye geçerken gördüğüm manzaralar Bursa'yı daha çok sevmeme neden oldu diyebilirim. Yeşil Bursa diyorlar Bursa'ya ve gerçekten yeşil ve tam yaşanılası bir yer. Gidip görmenizi tavsiye ederim. Veee ilerde daha çok Bursa yazıları ile karşınızda olmayı ümit ediyorum. Şimdilik kısa bir Bursa yazısı oldu. :) Affedin!!

Görüşmek üzeree!

Çok düzgün fotoğraflar çekemedim ama olanları yine de sizinle paylaşayım. :)
Koza Han


Tophane'den Bursa 

Tophane Saat Kulesi

Surüstü

9 Temmuz 2017 Pazar

Zihinsel Karmaşa | Benim Yazılarım

Merhabalar efendim...

Temmuz ayının 9una geldik ve ben bu ay sadece bir yazı yazabildim, henüz. Yazamıyorum. Sadece yoğunluktan değil, kafamın karmaşıklığından yazamıyorum. Evet bir önceki yazımda da söylemiştim Bursa'ya gittiğimi. Şu an Adana'dayım fakat pazartesi tekrar Bursa'ya gideceğim. Oradan döndükten sonra da Trabzon'a gideceğim.
Döndüğümde sizlere mutlaka bir Bursa ve Trabzon yazısı yazacağım ama. :)

Aslında yazacak şeylerim var. Anlatacak, söyleyecek, paylaşacak çok şeyim var. Fakat öyle farklı bir dönemdeyim ki, zihnimdekileri kelimelere dökmem zorlaşıyor. Kafamın içinden geçen onca şeyi toparlayıp, tek bir bütün haline getiremiyorum. Belki zihnim yoruldu, belki bünyem. Ya da içten içe yolunda gitmeyen bir şeylerim var. Bilmiyorum, bilemiyorum.

Bloga zaman ayıramıyorum bu aralar. Yazılarınızı okuyamıyor, elime kitap bile alamıyorum. Belki de bir süre dinlenmeye ihtiyacım olduğunu hissediyorumdur. Film ya da dizi izleyemiyorum, bir şeyler bile karalamakta zorlanıyorum. Sadece #tarih dergimi okuyorum. Beni geçmişe alıp götürdüğü için, zihnimi bu dönemden uzaklaştırabildiği için belki de sadece ona vakit ayırıyorum.

Bu yaz zihinsel anlamda kendimi yenilediğim, fiziksel anlamda çok yorulduğum ve ruhsal anlamda karmaşıklar yaşadığım bir dönem halinde ilerliyor. Bugün kendi kendime 'biz ne ara Temmuz ayına geldik?!' diye sordum hatta, çünkü zamanın bile farkında değilim.

Bu yazıdan da anlayabileceğiniz üzere inanılmaz karışık bir kafam var. En kısa zamanda toparlayıp, yeni seriler, kitaplar, filmler ve yazılarla birlikte karşınızda olmayı ümit ediyorum. Kendinize iyi bakın.!


The Beatles - I Feel Fine

2 Temmuz 2017 Pazar

Top 5 Kitap Listesi | Kitaplar

Merhabalar arkadaşlar. Bu yazıyı şu an benim için tamamen farklı bir şehirde, alışkın olduğum bir ortamda yazıyorum. 15 saat yolculuğun ardından bu sabah itibariyle Bursa'dayım ve ne kadar süreyle burada olacağım belli değil. Ama ben Bursa'yı çok sevdim. Şu anda da Görükle Starbuckstayım. :D

Şu ana kadar okuduğum kitaplardan en çok beğendiklerimi, beni en fazla etkileyenleri sizlerle de paylaşmak istedim. :) Bu kitapların yazıları blogda da mevcut. Hepsinin linkini ekliyorum. Kitapların isimlerine tıklayarak detaylı yazılarına ulaşabilirsiniz.

1. H. N. ATSIZ - Ruh Adam: Tek kelime ile 'muhteşem'. Hayatımda okuduğum, beni en en en fazla etkileyen, düşündüren, allak bullak eden bir kitap Ruh Adam. Tekrar tekrar okumayı düşündüğüm bir kitap.

2. Nazan BEKİROĞLU - Nar Ağacı: Bu kitabın beni çok etkilemesinin en büyük nedeni 'fotoğrafların içinde zamanda yolculuk' yapılıyor olması. Bir fotoğrafa bakıp, zihninde o dönemi canlandırıp, kendinizi o fotoğrafın çekildiği dönemde, o anda bulmayı siz de istemez miydiniz?

3. Mehmed NİYAZİ - Çanakkale Mahşeri: Okuduğum en etkileyici tarih romanı. Yazarın üslubu o kadar güzel ki, kitabı okurken yaşatıyor. Kaç defa kitabı elimden bırakıp, ağlayıp, tekrar okumaya devam etmiştim. Bunu da ilerleyen zamanlarda tekrar okumayı planlıyorum.

4. William GOLDING - Sineklerin Tanrısı: İkinci Dünya Savaşı döneminde bir adaya düşen çocukların adadaki hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor. Lider olma çabalarını da... Bu lider olma çabaları sırasında her çocuğun ayrı bir karakteri, günümüz insanlarının karakterlerini yansıtmış oluyor. Her zaman saf iyi ya da saf kötünün olmadığını, her iyinin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde de bir iyilik olduğunu vurgulayan bu eser gerçekten okunmaya değiyor ve böyle bir listede yer almayı da hak ediyor.

5. Jose SARAMAGO - Bilinmeyen Adanın Öyküsü: Her ne kadar 58 sayfalık bir eser de olsa, içerdiği anlam ve bıraktığı his 580 sayfalık bir esere bedel diyebilirim. Bilinmeyen bir adaya mı yoksa bilinmeyen içimize mi yolculuk ediyoruz?

Not: 5 kitabın da fotoğrafta yer almamasının nedeni; diğer üç kitap arkadaşlarıma aitti ve ben bu fotoğrafı çekerken kitapları sahiplerine çoktaan teslim etmiştim. :)

Bu tarz Top 5 listesi oluşturmaya zamanla devam etmeyi düşünüyorum. İlk olarak dediğim gibi benim için çok anlamlı olan eserleri yazmak istedim. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar!